Anasayfa Tarihçe Tüzük Yönetim Kurulu Ziyaretçi Defteri İletişim Kars-Fed Anasayfa
PASLI KÖYÜ
DERNEĞİ
Ad Soyad *
Mesaj *
Güvenlik Kodu Güvenlik Kodu
Mesajlar
Abbas Çelik'in anısına
UNUTULMUŞ TOPRAKLARDAN BİR PARÇA PASLI KÖYÜ VE DİĞER 
TÜRKMEN KÖYLERİNİN TARİHİNE KISA BİR YOLCULUK

  Köylerin tarihi ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmamasına rağmen; Türkmenlerin Kars iline yerleşmeye başlamaları 1750’ler den sonra olabileceği tahmin edilmektedir. En eski mezarlara ve anlatılan soy ağaçlarına bakılarak söylenebilecek en yaklaşık varsayım bu yöndedir. Paslı köyünü oluşturan Türkmenlerin Malatya-Arguvan, Sivas- Divriği ve Kangal, Erzurum-Pasinler yörelerinden geldikleri görüşünü doğrulayacak pek çok bilgi vardır. Köy halkından pek çok ailenin adı geçen yörelerde, eskiye dayanan akrabalarının varlığı bu görüşü destekler niteliktedir. Kars Türkmenlerinin büyük bir bölümünün de yukarıda belirtilen yörelerden gelmiş olabileceği tahmin edilse bile araştırma yapılması gerektirmektedir. Türkiye geneline bakıldığında, Oğuz boylarından gelen Türkmenlerin, Avşar, Kızık, Çepni, Varsak, Dodurga vs. gibi boy adlarıyla anılmalarına rağmen ; Kars Türkmenlerinin neden sadece 'Türkmen diye adlandırıldığı çok ilginç bir bilmece olarak kalmaktadır. Konuşulan dil aynı lehçeden olmakla birlikte, köyler arasındaki ağız farklılığı da araştırılması gerekli önemli bir konudur. Esaslı bir araştırma ile boy tespiti yapılabileceği kuşku götürmez bir gerçektir. 
 Kars Türkmenleri tarihlerinde üç önemli buhran dönemi yaşamışlardır: 1. 1877-78 (93 harbi) 1918 Rus işgali dönemi. Osmanlı devleti savaşı kaybettikten sonra; bölge Ruslar tarafından işgal edilmiştir. Bu dönemde bölgeye iskan ettirilen Ruslar (Malakan adıyla bilinirler.), yerli Rumlar ve Ermenilerle - kısa bir dönem de olsa - uyum içinde yaşamışlardır. 
  I. Dünya Savaşı başladığında bu uyum bozulmuş ve işler çıkmaza girmiştir. 2. 1914-1920 Ermenilerin yaptıkları mezalim dönemi. Bu dönem yöre halkı tarafından “Kaç Ha Kaç” olarak adlandırılmıştır. Osmanlı Devleti’nin yaptığı inanılmaz hataların ceremesini yöre halkı canlarıyla, namuslarıyla ve mallarıyla ödemek zorunda kalmıştır. Bu dönemde iki kez ‘Kaç Ha Kaç” yaşanmıştır. 1918’de Rusların bölgeden çekilmeleri ile Fransız ve İngilizlerin desteğini arkasına alan ve “Büyük Ermenistan” düşleri gören Ermeniler; nüfus çoğunluğunu –ABD Başkanı Wilson’un ortaya attığı düşünce ve prensipler doğrultusunda- sağlamak için bölge halkına inanılmaz kıyımlar yapmışlardır. Bu mezalimlerden kurtulmayı başaranlar; yani bizlerin ataları, yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Bu dönemde bazı aileler yok edilmiş, bazı ailelerin fertleri kısmen katledilmiştir. Öyle ki yakınlarını kaybetmeyen kişi yok gibidir. 
  Kars Türkmenleri en parlak dönemlerini Cumhuriyetin kurulmasından sonra yaşamışlardır. Atatürk Devrimlerini benimsemiş, Cumhuriyeti sevmiş ve yeni yönetime en iyi şekilde uyum sağlamışladır. Daha önce devletin imkanlarından hiçbir şekilde yararlanamamış olan bölge halkı, cumhuriyetin sağladığı haklardan yararlanarak Eğitim-Öğretime büyük önem vermiş ve ülkeye yararlı insanlar yetiştirmişlerdir. Ne yazık ki bu parlak dönem 1960’lardan sonra bozulmuş ve 1970’lerde sona ermiştir. 3. 1970 ve sonrası: Yurdumuzda yaşanan kaos ortamında Atatürk Düşünce Sistemi’nin devamı niteliğinde olduğunu düşündükleri sol çizgide yürümüşler, böylece dinci ve sağcı kesimle karşı karşıya gelmişlerdir. İlk zamanlar Kürt aydınlarla birlikte olduklarını zannetme yanılgısına kapılmışlar; daha sonra hortlayan Kürt milliyetçiliği ve şeriatçılığından büyük darbe yemişlerdir. Göçler başlamıştır. Bu hızlı göç eylemi, dönemin gazetelerine manşet olmuş; ancak; hükümetin ve devletin diğer kurumlarının duyarsızlığı sonucu, bölge halkının neredeyse tamamı batıya kaçmak zorunda kalmıştır. Boşalan Türkmen köylerine yerleşen Kürtler yok pahasına tarla, çayır ve ev sahibi olmuşlardır.
  Oysa bölgede yaşayan Kürtler, Türkmenlerden daha sonraları bölgeye iskan ettirilmişlerdir. Açıkçası “Dağdaki gelip bağdakini kovmuş” devlet bu duruma seyirci kalmıştır. Bütün bu olanları değerlendirmek çok ilginçtir. Belki de, ileride kurulması düşünülen Büyük Kürt Devletinin gerçekleşmesi için yapılanların bir parçası olarak kabak Türkmenlerin başında patlamıştır. Önce Rusların, daha sonra Ermenilerin kan akıtarak başaramadıklarını, kirli Türk siyaseti kansız bir şekilde gerçekleştirmiştir. Türkmenlerin göçmelerinden sonra sıra diğer Türklere gelmiştir. Bu taktik sadece Kars’ta değil; Erzurum 'da, Ardahan 'da, Iğdır'da, Ağrı’da Muş’ta ve daha başka doğu illerinde hâla denenip uygulanmaktadır. 
  Türkmenlerin doğu bölgelerinden göçmesi, bölge ve Türkiye için önemli bir kayıptır. Bölge kültürü renksizleşmiş ve gerici akımların hakimiyeti artmıştır. (Burada izninize sığınarak tanık olduğum iki ilginç ve önemli olayı anlatmak istiyorum) 1978 yılında Kağızman-Camuşlu köyünde öğretmenlik yapmaktaydım. Hafta sonları kendi köyüm Paslı’ya gelmek için Purut köyünden geçmem gerekiyordu. Purut köyünün yanı başında çam ağaçlarından oluşan çok güzel bir koruluk, sarp bir vadiyi doldurmuştu. Yörede çalıların bile kökü kazınmışken bu güzel çamların varlığı beni şaşkına çevirmişti. Merakımı gidermek için yaşlı bir kürde sordum. Beni dikkatle süzen adam olayı büyük bir içtenlik ve inanarak anlattı: “Bu köyde bizlerden önce Türkmenler oturuyorlardı. Kürtler geldikten sonra Türkmenler göçmeye başladılar. Köyde tek bir Türkmen aile kalmıştı. Bir gün bizimkiler ormandan bir çam kestiler. Bunu gören yaşlı Türkmen, sakın bu ağaçları kesmeyin, bunlar kutsal ağaçlardır. Eğer keserseniz başınıza felaket gelir, dedi.” “Bir gün sonra köyde bir kavga çıktı, çamı kesen kişi dahil, ailesinden dört kişi, karşı taraftan 2 kişi öldürüldü. Yaşlı Türkmenin dediği doğru çıkmıştı. Sonra o da göçüp gitti. O felaket gününden sonra bu ağaçları kesmekten korkuyoruz.” Böylece kurtlar ülkesinde kuzuların yaşamayı nasıl başardıklarını öğrenmiş oldum. Merak ettiğim bir şey daha vardı. Eğer bu köyde Türkmenler yaşadılarsa onlara ait bir mezarlık olmalıydı. Çünkü Kürtler ölülerini bir Türkmen Mezarlığına gömmüş olamazlardı. Yine aynı adama sordum.” “Türkmenlerin mezarlığı nerede?” Adam hiç ikileme düşmeden karşıda duran sürülmüş tarlayı gösterdi. Ancak orada hiç mezar göremediğimi söyleyince; adam istifini bozmadan; Türkmen mezarlığının şimdiki tarla sahibi tarafından temizlenip tarla yapıldığını söyledi. Donup kalmıştır. 
 
  Saygılarımla
 
    A. Abbas ÇELİK 
  Emekli Öğretmen
HABERLER